Hareket Özgürlüktür..

  • Pneumaflex
  • 2
  • res1
  • aaa1
  • eng
  • 22
  • 333

Kalça Hastalıkları

KALÇA ANATOMİSİ

Kalça bir top yuva eklemidir. Uyluk kemiği (femur) başı ile leğen kemiği (pelvis) teki yuvanın arasında uyumu, mekaniği ve sabitliği mükemmel bir eklem yaratırlar. Omuz eklemine benzer şekilde kalçada daha dar olmakla beraber labrum denilen halka biçimli esnek kıkırdak yuvanın kemik sınırlarını çevreler.

Diğer eklemlerin tersine sabitlikte temel unsur bağlar değil eklemin kendisidir. Bunun üzerine adale güçlerinin dengeli dağılımı ve kalın eklem kapsülü ve kapsül üzerindeki bağlar da yardımcıdır.

Kalça eklemi uyluk kemiğinin leğen kemiği ile birleştiği yerdeki oynak yeridir. Kalça ağrısı sık görülen bir problemdir. Farklı sebeplere bağlı olarak hemen hemen her yaşta görülebilir.

Hastalar kalça ağrısını genellikle kabalardaki ağrıyı ifade etmek için kullansalar da, aslında kalça ekleminin ağrısı kasıkta ve uyluğun ön yüzünde, hatta dizde hissedilebilir.

İnsanın değişik yaş dönemlerinde (çocukluk, ergenlik ve erişkin) yaralanmalar ve hastalıklar farklılıklar göstermektedir. Kalça kendisine gövde tarafından gönderilen yukarı ve aşağı kuvvetleri dengeleyebilme özelliğine sahip yegane eklemdir. Omurga sakrum yoluyla pelvise çeşitli ligaman ve kasların da katkısı ile birleşerek vücudun ağırlığının dağıtılmasına katkıda bulunur. Yürürken vücudun ağırlığı her iki kalça eklemine eşit olarak dağılır.

Kalça gövde ile alt ekstremite arasında yüklerin dağılımı görevinin yanı sıra alt karın boşluğu ve pelviste ki organların korunmasına da yardımcı olur.

Pelvis ilium,iskion ve pubis olarak adlandırılan 3 parçadan oluşur ve bunlar sakrum ve simfiz pubis ile eklem yaparlar. Bu üç kemik birleşerek asetabulumu oluşturur.

Kalça eklemi top-yuva eklemidir. Femurun başı ve asetabulum tarafından oluşturulur. Vücudumuzun en kuvvetli eklemlerinden birisidir. Eklem içerisini döşeyen fibrokartilajenöz yapıda ki glenoid labrum ekleme ek bir destek sağlar. Asetabılar boşluğun orta alt kısmında sinovya ile sınırlanmış yağ yastığı bulunur. Kalça ekleminin kapsülü ise kalın fibröz bir yapıdadır. Kapsül asetabulum, labrum ve transvers ligamana yapışıktır.

Eklem kapsülün iç yüzeyini ise sinovyal membran döşer.

Kalça eklemi etrafında çeşitli bursalar vardır. Bunların içerisinde en önemli olanları trokanterik bursa, iliopektineal veya iliopsoas bursası ve iskiogluteal bursadır. Trokanterik bursa gluteal kasların yapışma yerlerinde bulunur normalde 3 bursadan oluşmuştur (gluteus maksimus, medius ve minimus bursaları). İliopsoas bursası önde psoas kası ile eklem kapsülü arasında bulunur. İskiogluteal bursa ise iskial tuberesitas üzerinde bulunur. Gluteus maksimus kasının bu kemik çıkıntı üzerinde rahat hareket etmesini sağlar.

Kalça ekleminin hareketleri güçlü kaslar tarafından sağlanır. Normal kalça hareket açıklığı muayene pozisyonuna göre değişir. Diz eklemi fleksiyonda iken kalça eklemi 115-125 dereceye kadar fleksiyon yapabilirken diz eklemi ekstansiyonda iken ancak 90 derece yapabilir (hamstring kaslarının gerilmesi bu hareketin sınırlı kalma nedenidir). Kalça eklemi 115-125 derece ekstansiyon , 45 derece abduksiyon, 20-30 derece adduksiyon, 30-45 derece iç rotasyon ve 30-45 derece dış rotasyon hareketi yapar.

Kalça ekleminin innervasyonu femoral ve obturator sinirler tarafından sağlanır. Kan dolanımını ise medial ve lateral circumfleks arterlerden kaynaklanan retinaküler arterlerce sağlanır.

KALÇA AĞRILARI SEBEPLERİ

Kalça ağrısı oldukça yaygın olarak toplumda görülür. Ayırıcı tanıyı yapmak oldukça zor olabilir çünkü bu ağrıyı oluşturabilecek çok sayıda neden bulunmaktadır. Ağrıya neden olabilecek çok sayıda yerel ve bölgesel neden olabileceği gibi lomber omurga ve iç organlarda ki patolojik değişikliklere bağlı yayılan ağrıda olabilir.

Kalça eklemine özgü en sık görülen ağrılı durum kalça ekleminin osteoartritidir. Osteoartrit (kireçlenme) ve romatoid artrit gibi hastalıklar, eklemin normal iç yapısını bozar ve bu olay ileri boyutlara ulaşırsa, eklemi oluşturan kemikler arası yapı bozulup, eklem deforme olur. Bu durumda hastada kalçanın arka bölgesine ve kasıklara vuran ağrı, topallama, belin ve kalçanın eğik durması, oturulan yerden kalkarken kalçada " çekilme" hissi bacakların kısalmış gibi hissedilmesi gibi şikayetler olur. Bel omurgalarından üçüncü ve dördüncü omurgalar arasından çıkan sinirlerin sıkşmalarında oluşan ağrıda kalça ekleminde hissedilir ve özellikle merdiven çıkarken ve inerken oluşan ağrılar meydana gelir.

Kalça ağrısının sebebi nedir?

Osteoartroz (kireçlenme)

Artritler (seronegatif poliartritler, romatoid artrit, enfeksiyöz artritler)

Tümörler

Metabolik kemik hastalıkları (osteomalazi, osteoporoz)

Yumuşak doku bozuklukları (bursit, tendinit)

Çocukluk çağı hastalıkları (geçici sinovit, juvenil kronik artrit, Legg-Perthes Hastalığı)

Fasia lata fasiiti

Piriformis sendromu

Meraljia parestetika

Osteitis pubis

Başka yerlerden kalçaya yayılan ağrılar

KALÇA KİREÇLENMESİ ( KOKSARTROZ )

KOKSARTROZ ( KALÇA EKLEMİ KİREÇLENMESİ )

Kalça kireçlenmesi (osteoartroz) en sık rastlanan kalça ağrısı sebebidir. Daha çok orta ve ileri yaşlarda görülür. Başlangıçta kalça hareketlerinde tutukluk, ağrı ve topallama olur. Hastalık ilerledikçe kalça deformasyona başlar. Topallama daha belirginleşir o taraf bacak kısalmış gibi hissedilir. Yürürken özellikle merdiven inip çıkmak iyice zorlaşır. Kalça kireçlenmesi çoğunlukla tek taraflıdır. Ancak bir taraftaki kalçanın bozulması, bir süre sonra diğer kalçayı da etkileyebilir.

Zamanında farkına varılmayıp tedavi edilmeyen kalça çıkıkları, çok hafif olduğu için belirti vermeyen ve gözden kaçan kalça eklemi yapısal bozuklukları ileri yaşlarda koksartroza zemin hazırlar. Bazen iyi bir şekilde tedavi edilse bile DKÇ li hastalarda ileri yaşlarda koksartroz gelişebilir.

Ağırlık taşıyan diğer eklemlerde olduğu gibi kalça ekleminde de artroz ( kireçlenme ) oldukça sık görülür. Kalça artrozunun ilk belirtisi kalça ekleminde bir rahatsızlık ve tutukluk olmasıdır. Bu rahatsızlık başlangıçta sabahları uyanma ve yataktan kalkma ile ortaya çıkar. Ağrı hareket ve eklem üzerine yük bindirilmesi ile artar, istirahatta biraz rahatlar. Hastalık ilerledikçe ağrı ve diğer şikayetler dinlenmeklede geçmez olur. Hasta ağrıdan dolayı aktivitelerini azaltır. Eklem aralığı iyice daralır. Kalça hareketleri kısıtlanır ve topallama olur. Ağrı bazen dizede vurabilir. Bu nedenle diz ağrısı ile gelen hastalar mutlaka kalça eklemi yönünden de değerlendirilmelidir.

Yaşlanma, ailesel faktörler, çocukluk çağı hastalıklar, kalçaya yönelik cerrahi işlemler, kalça kireçlenmesi için en önemli risk faktörleridir. Kalçada osteartrit bir kez başladı mı onu durdurmak ve geriye döndürmek çoğu kez mümkün değildir.

Teşhis:

Düz röntgen filmleri teşhis için yeterlidir.

Tedavi:

Eğer erken dönemde ise ağrılarınız tahammül sınırları içinde ise tıbbi tedavi uygulamaları yapılır.

kalçanın dindirilmesi ( sağlam tarafa baston )

kilo verilmesi

fizik tedavi, egzersiz, yüzme, bisiklet

antiromatizmal ilaçlar

düzenli uyku ( zaman zaman yüzüstü yatmak gerekir )

kaplıca tedavisi

İlerlemiş kalça kireçlenmesi vakalarında hastanın yaşı uygunsa tıbbi olarak bir sakınca yoksa en iyi tedavi cerrahidir. Erken yaşta gelişen osteoartrit gerçekten cerrahi açıdan zor bir problemdir.Erken dönemlerde kalça artroskopisi hastalığın gelişimini yavaşlatabilir. Kalça artroskopisi çok az merkezde uygulanabilen bir yöntemdir.

Protez öncesi cerrahilerden biriside osteotomilerdir. Osteotomi uyluk kemiğinin başının veya boynunun kesilerek yeniden yönlendirilmesidir.Bu yöntemle kalça eklemine binen yükler yeniden düzenlenmekte ve/veya eklemin sağlam yüzeyleri yük taşıyan bölgelere getirilmektedir. Bu yöntemin uygulaması total kalça protezindeki ilerlemeler nedeni sınırlanmıştır. Koksartrozun radikal tedavisi total kalça protezidir.

Protez sonrası iyi bir rehabilitasyon programı uygulanmalıdır. Ancak cerrahi müdahale için, hasta bekleyebildiği kadar bekletilmelidir. Erken dönemde antiromatizmal ilaçlar, kas gevşeticiler verilir. Kaplıca tedavisi kalça çevresinde kas spazmını çözerek hastayı rahatlatır.

TROKANTERİK BURSİT ve İSKİAL BURSİT

Kalçada ve uyluğun yan tarafında en sık ağrıya neden olan olaydır. Genellikle 40-60 yaş gurubunda ve özelliklede kadınlarda çok görülür. Eklem yapılarını oluşturan elemanlardan biriside bursalardır. .Trokanter bursası kalça ekleminin yan tarafında trokanter çıkıntısı üzerindedir. İkisi büyük biri küçük olmak üzere üç bursa büyük trokanter ile ilişkili olarak bu bölgede bulunur. Bu çıkıntı üzerinde leğen kemiğinden uyluk kemiğinin başına uzanıp yapışan kasların altında kemiklere sürtünüp aşınmasını, bir anlamda yastık görevini üstlenen içi az miktarda sıvı ile dolu bursa dediğimiz bir kese bulunur. Bu bursaların inflamasyon veya irritasyonu trkanterik bursite ilişkin semptomlara neden olur. Trokanterik bursit, bu kesenin iltihaplanması ve kimi zaman da kireçlenmesidir. Kireçlenme iltihaplı bursaya kalsiyum tuzlarının çökelmesi sonucu ortaya çıkar.

Trokanterik bursit, yatağa yan yattığınızda alt taraftaki kalçada ağrı ile kendini gösterir. Hastalar genellikle trokanterik bölgede ve uyluğun yan tarafında ağrıdan yakınırlar. Akut durumlarda batıcı ve yoğun kronik durumlarda ise yaygın bir ağrıdır. Kimi zaman yürürken ve bacaklarınızı yana açtığınızda oluşan bu tür bir kalça ağrısı, genellikle orta ve ileri yaşlarda ve kadınlarda biraz daha sık görülür. Torkanterik ağrı, bacağın yan tarafından dize doğru yayılabildiği için, siyatik ağrı ile de karıştırılabilir. Ayrıca doğuştan ya da sonradan oluşan kalça çıkıklığı yada omurga eğriliği gibi durumlarda trokanterik bölgeye binen baskı artacağından, bu kişilerde trokanterik bursit daha sık görülebilir. Muayenede büyük trokanter ve etrafında basmakla ağrı ve duyarlığın ortaya çıkmasıdır. Kalçanın dirence karşı yana açılma ve dışa döndürme hareketi yapması ağrıyı artırabilir.

Görüntüleme yöntemleri eğer kalsifikasyon var ise yararlı olabilir.

Akut dönemde buz masajları ağrıyı azaltabilir. Kronik dönemde nemli sıcak paketler yararlıdır. Ağrıya neden olan veya artıran durumlardan kaçınması hastaya anlatılmalıdır. Tedavide ana yöntem, uzun ve ince bir iğne ile bu bölgeye, doğru açı ile yaklaşıp trokanter bursa içine kortikosteroid ( kortizon ) vermektir. Bunun yanı sıra, antienflamatuar ilaçlar, bacağı yana doğru açarak yapılan germe egzersizleri, kilo vermek tavsiye edilir

.

İSKİAL BURSİT

Oturduğumuz zaman, özellikle sert zeminde, yerle temas haline gelen ve leğen kemiğinin alt ve arka kısmında bir kemik çıkıntısı vardır. Bu bölgenin adı iskial tuberositesdir. Bu çıkıntının üzerinde de bir bursa bulunur. Uzun süre sert yere oturarak yapılan işler sonucu, bu bölgede sürekli bir travma söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Tedavide, yumuşak yere oturma önerilir ve bölgeye kortikosteroid enjeksiyonu yapılır.

KUYRUK SOKUMU AĞRISI ( KOKSİGODİNİ )

Kuyruk sokumu ağrılarına gelince, bu da yaygın bir yakınmadır. Daha çok kadınlarda görülür. Kuyruk sokumu ağrılarına koksigodini adı verilir. Genellikle kalça üzerine düşmeler yada doğrudan darbe sonucu, en uçtaki kemikler kırılabilir veya eğilebilir veya bu bölgedeki yumuşak dokular zedelenebilir. Uzun süre oturmak ağrılara sebep olur. Simit biçiminde bir mindere oturmanın yanı sıra, tedavide antiromatizmal ilaçlar ve kortizon+lokal anestezik enjeksiyonu yapılabilir. Bu enjeksiyonu birkaç defa tekrarlamak gerekebilir. Nadiren cerrahi müdahale gerekebilir.

PİRİFORMİS SENDROMU

 

Salt çocuklarda görülen Perthes hastalığı femur başı epifizinin kanla beslenmesinin bozulmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Beslenmesi bozulan kemik kısmı canlılığını yitirir; bu duruma avasküler nekroz denir. Avasküler nekroz sahası femur başının bir kısmına, ya da nadiren tamamına yayılır. Nekrotik (ölü) olan bu alan vücut tarafından yenilenirken femur başı doğal olarak biyomekanik bakımdan zayıflar ve günlük aktivite sırasındaki yüklenmeler karşısında yeni oluşan, dayanıksız kemik dokusunda kırık oluşmasıyla femur başı çöker, deforme olur. Az rastlanılan Perthes hastalığı, beş ile on yaş arasındaki çocukların kalça eklemini etkiler, ağrıya ve topallamaya neden olur. 1910'da Legg, Calve ve Perthes adlı üç cerrah, başka hiçbir hastalığı olmayan beş ile on yaşları arasındaki çocukların, büyümekte olan kalça eklemlerini etkileyen garip bir hastalığı tanımladılar (Hastalık kısaca Perthes hastalığı diye anılır). Hastalık Legg - Calve - Perthes hastalığı olarak adlandırılır.

Nedenleri

Çok sayıda teori bulunmasına karşın hastalığın oluşum nedeni bugüne kadar aydınlatılamamıştır. Kan pıhtılaşma mekanizmasında rol alan protein C ve S eksikliği, ve protein C'ye karşı gelişen direnç sonucu damariçi pıhtılaşmanın kolay oluşması (trombofili) ve oluşan pıhtının zor erimesi (hipofibrinoliz) suçlanmıştır. Kan akışkanlığında azalma görülen bazı kan hastalıklarında (talassemi majör, orak hücreli anemi) femur başı avasküler nekrozunun sık görülmesi araştırmacıları bu yönde düşünmeye itmiştir.

Femur başını besleyen damarlardaki farklılıkların femur başının kanla beslenmesini riske attığı ileri sürülmüştür. Bu, özellikle travmanın hastalığın oluşumunda esas neden olduğunu ileri süren teori ile örtüşmektedir.

Femur başı ve boynunun venöz boşalım bozukluğunun kemikiçi basıncı arttırarak avasküler nekroza neden olduğu da iddia edilmiştir. Hastalığın başlangıcındaki sinovit dönemi ile transiet sinovit arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmışsa da, transient sinoviti bulunan hastaların hemen hepsinde femur başında bozulan kan dinamiği kısa zamanda düzelmektedir.

Hastalık, büyüme sırasında kalça eklemine kan akışının bozulmasına bağlı olarak oluşur (kalça eklemini, uylukkemiği başı ile kalça kemiği oluşturur). Erkek çocuklar Perthes hastalığına kızlardan daha sık yakalanırlar. 1000 erkek çocuktan 1'inde görülmesine karşılık, bu oran kızda 4500'de 1'dir. Perthes hastalığında vakaların yüzde onunda iki kalça birden tutulur. Hastalık dalgalanmalar gösterir; kısa süreli iyileşme dönemleri olur.

Belirtiler

Perthes hastalığı kalça ekleminde ağrı, hareket sırasında kas spazmı ve topallamayla başlar. Çocuk, ağrılı olan kalça tarafına göre sağlam yanına daha uzun süre basar. Tedavi edilmezse Perthes hastalığı, kalça ekleminde kalıcı hasara yol açabilir. Osteoartrit oluşur ve eğer durum ağırsa, oldukça erken bir yaşta yapay kalça eklemi takmak için ameliyat gerekli olabilir. Bu nedenle tek bacağına ağırlık vererek yürüyen her çocuk doktora gösterilmelidir.

Tedavi

Perthes hastalığının ideal tedavisi, hastalık geçene kadar kalçaya ağırlık vermemek, hasta kalçayı dinlendirmektir (bu süre, iki - üç yıl kadardır). Bu, kalça ekleminde biçim bozukluğu ya da kalıcı hasar oluşmasını önler. Genellikle hastalık alevlendikçe dinlendirilir. Bazen de metal atel gerekli olur. Perthes hastalığı ortaya çıktığında çocuk ne kadar küçükse iyileşme şansı o kadar fazladır. Femur Başı Avasküler Nekrozu (Kalça Avasküler Nekrozu )

Kemikler canlı dokulardır; ve bütün canlı dokular gibi yaşamaları için kan damarlarının getirdiği kana ihtiyaç duyarlar. Yaşayan dokuların çoğu birçok yönden gelen kan damarları ile beslenirler. Herhangi bir damarda hasar olduğunda bu dokularda bir problem olmaz çünkü başka bir damardan beslenmesini sağlayabilir. Fakat vücudumuzda bazı kemikler, beslenmelerini sınırlı sayıda damardan sağlarlar. Kalça kemiği bunlardan bir tanesidir. Kalça avasküler nekrozu; kalça ekleminin bu damarlarında hasar olduğunda ortaya çıkar.

Anatomi

Kalça eklemi vücudumuzdaki gerçek topuz-yuva eklemlerden bir tanesidir. Kalça ekleminde yuva asetabulumdur ve uyluk kemiğinin başını örter. Uyluk kemiğine femur ,üstündeki topuza ise femur başı denir. Kalça eklemini önden ve arkadan kalın bir kas tabakası sarar.

Femur başı yüzeyi ile asetabulum iç yüzeyi eklem kıkırdağıyla kaplıdır. Kalınlığı yaklaşık 0.6cm kadardır. Eklem kıkırdak dokusu dayanıklı, kaygan bir materyaldir ve her 2 eklem yüzeyinin herhangi bir hasar görmeden birbirlerinin üzerinden kayarak hareket etmesini sağlar. Femur başı bütün beslenmesini; femur gövdesi ile başını birleştiren femur boynu tarafından sağlar. Femur başı beslenmesi bozulduğunda, kemik yapı canlılığını ve sağlamlığını kaybeder.

Yaşayan kemik doku sürekli bir değişim içindedir. Kemik hücreleri; kemiğin sağlamlığını devam ettirmek için sürekli hasarlı bölgeyi onarma prosedüründedir. Eğer bu proçes durursa; tıpkı bir köprüyü metal parçalarının paslanması kötü etkilediği gibi kemik yapıda da bir zayıflama başlar. Zaman içinde kemik yapı çökmeye başlar.

Kalça ekleminde avasküler nekroz geliştiğinde ; femur başı çöker ve yuvarlaklığını kaybederek düzleşmeye başlar. Kalça ekleminin yük altında oluşu bu düzleşmenin ve yapı bozulmasının nedenidir. Düzleşme sonucu femur başı yuva ile uyumlu bir eklem oluşturmamaya başlar. Uyumsuzluk eklemde osteoartrit (kireçlenme) ve ağrıya yol açar.

Nedenleri

Avasküler nekrozun birçok sebebi olabilir. Kalça kan dolaşımını bozan her olay avasküler nekroza yol açabilir.

Kalça eklemi yaralanmaları; kan damarlarının hasarına yol açabilir. Femur boyun kırıkları ve kalça eklem çıkıkları bu tür yaralanmalardır. Bu tür yaralanmalarda avasküler nekrozun ortaya çıkması aylar sürebilir. Avasküler nekrozun ağrılı bir problem oluşturması yaralanmadan sonra bazen 2 sene kadar süre alabilir.

Bazı ilaçlar avasküler nekroza yol açabilir. Kortizon en çok avasküler nekroza sebep olduğu bilinen ilaçtır. İleri evre artrit veya organ transplantlı hastalar gibi her gün düzenli kortizon alması gereken hastalarda ortaya çıkabilecek bir problemdir. Artrit ve bursit tedavisinde kullanılan 1-2 seferlik eklem içi kortizon enjeksiyonlarının avasküler nekroz oluşturduğu yönünde bir kanıt yoktur.

Avasküler nekroz ve alkolizm arasında net bir bağlantı vardır. Aşırı alkol alımı kan damarı hasarına ve avasküler nekroza yol açmaktadır. Yüksek basınç altında çalışan dalgıç ve madencilerde kan damarı hasarı ve avasküler gelişme riski yüksektir.

Belirtileri

Avasküler nekrozda ilk semptom yük altında kaldığında kalçada gelişen ağrıdır. Ağrı kasık bölgesinde, kalça arkasında veya uyluk ön yüzünde hissedilebilir. Problem ilerledikçe; yürürken topallama ve kalçada sertlik, hareketlerde sınırlılık ortaya çıkar. En son evrede, dinlenme veya uyku sırasında bile ağrı başlar.

Tanı

Tanı hastadan alınan bilgiler ve fizik muayene ile konur. Hastanın işi, hastalık öyküsü ve kullandığı ilaçlar öğrenilir. Alkol alımı sorgulanır. Fizik muayenede kalça hareketlerinde sınırlılık ve topallama araştırılır. Kalça röntgenleri çekilir.

Uzun süreli avasküler nekrozda röntgen ile tanı konabilir. Erken evrelerde hastada ağrı olmasına rağmen röntgenlerde avasküler nekroz tespit edilemeyebilir. İleri evrelerde kalça eklemi artrozu (kireçlenmesi) oluşmuştur; şikayetlerin avasküler nekrozdan veya kalça kireçlenmesiden kaynaklandığını söylemek güçtür. Her iki durumda da tedavi aynıdır.

Erken evre avasküler nekrozda röntgende bulgusu saptanamaz ise kemik sintigrafisi ve manyetik resonans görüntüleme (MR) yöntemi tanı için kullanılabilir. Artık günümüzde sintigrafinin yerini MR yöntemi almıştır ve MR, avasküler nekroz tanısında en sık kullanılan yötem olmuştur. Bu radyolojik tetkikte radyasyon yerine manyetik dalgalar kullanılır. MR , avasküler nekroz küçük bir alanda bile olsa tanıda çok duyarlıdır. En önemli özelliği erken evre avasküler nekrozu ortaya koymadaki başarısıdır.

Tedavi

Avasküler nekrozda tedavi seçeneklerini hastanın semptomlarının şiddeti ve hastalığın süresi belirler. Ağrı kesici ve antienflamatuar tedavi ; hastalığa bağlı semptomları azaltabilir fakat femur başı beslenmesinin restore edilmesini ve avasküler nekrozun geri dönmesini sağlayamaz. önemli özelliği erken evre avasküler nekrozu ortaya koymadaki başarısıdır.

Cerrahi dışı tedavi

Erken evre avasküler nekrozda ağrılı olan kalçaya yük verdirmemek yardımcı olabilir. Koltuk değneği veya walker kullanımı hastalara öğretilir. Amaç daha fazla hasarı önlemektir. Kalça hareket açıklığının azalmasını önlemek için egzersizler verilir. Antienflamatuar ve ağrı kesici tedavi verilir. Bazen kemikte iyileşmeyi sağlamak amacıyla elektrik stimulasyon yöntemi kullanılabilir. Bütün bu tedaviler cerrahi tedaviyi ertelemeye yardımcı olabilir fakat hastalığın seyrini etkilemede başarı şansları çok azdır.

Cerrahi tedavi

Eğer femur başında çökme olmaya başlamamışsa; femur başının kan dolaşımını arttırmaya yönelik cerrahi yöntemler tercih edilir. Birkaç değişik yöntem tanımlanmştır:

• Femur başı dekompresyonu:

Bir veya birkaç delik açılarak femur boynunu ve femur başını drilleme (matkap ile oyma) yöntemi en basit ameliyattır. Drilleme ile femur boynu ve başı oyulur, kemik parça çıkartılır ve bir tünel oluşturulur.

2 amacı vardır:

1) Kan dolaşımından yoksun bölgeye bu tünel sayesinde yeni kan damarların gelişmesini ve bu bölgenin beslenmesini sağlamak

2) Femur başı içindeki basıncı azaltmak. Basıncın azaltılmasının hastalarda ağrının hafiflemesinde etkili olduğu düşünülmektedir.

Ameliyat uyluk dış kısmından küçük bir insizyondan yapılır. Drilleme yapılırken floroskopi ile görüntülenir. Drilleme ile istenilen bölgeye kadar ulaşıldığı bu görüntüleme yöntemi sayesinde görülür. Ameliyatın 1.günü hasta taburcu edilir.

• Fibula kemik grefti:

Femur başı kanlanmasını arttırmak amacıyla daha komplike bir ameliyat olan vaskülarize fibula (bacaktaki ince kemik) kemik grefti ameliyatı yapılabilir. Bir tür doku transplantasyonudur. Fibula adlı kemikten greft alınarak kendi damarı ile yada damarsız olarak oyulan bölgeye çakılır. Bu komplke bir ameliyattır ve sık kullanılmaz. Başarı şansı yüksek değildir çünkü greftin damarlanması çok narindir ve her zaman femur başına yeterli kan dolaşımını sağlayamaz.

Kalça protezi:

İler evre avasküler nekroz, kalça eklemi kireçlenmesinden farksızdır. Bu safhadaki hastalara kalça protezi ameliyatı önerilir. (Detaylı bilgi için Kalça Protezi bölümüne gidiniz) Rehabilitasyon

Cerrahi dışı tedavi rehabilitasyonu: Yürürken kalçaya yük verdirilmez. Yürüteç veya koltuk değneği ile mobilizasyon sağlanır. Yük verdirmemekle femur başında daha fazla hasar oluşması önlenmeye çalışılır. Aynı zamanda kemikte iyileşmeye yardımcı olması beklenir. Kalça hareketlerinde kayıp olmaması için kalça egzersizleri verilir.

Cerahi sonrası rehabilitasyon: Femur başı dekompresyon ameliyatı sonrası 6 hafta koltuk değneği kullanılır. Yük verdirilmez. Bu ameliyatta yapılan drilleme ile femur baş boyun bögesinde zayıflama olur. Yük verdirildiği taktirde kırık oluşma riski vardır. 6 hafta sonunda röntgen çekilir ve kemik dokudaki iyileşmeye göre yük verdirilmeye başlanır.

Fibular kemik grefti ameliyatında ise yaklaşık 6 ay kadar tam yük verdirilmez.

Kalça protezi çimentolu yapıldıysa , ameliyattan hemen sonra yük verdirilir.

GELİŞİMSEL KALÇA ÇIKIĞI VEYA YETERSİZLİĞİ(DDH)

Doğuştan kalça çıkığı (DKÇ) terimi son yıllarda yerini Gelişimsel kalça yetersizliği (DDH) terimine bırakmıştır. Bu hastalık esas olarak kalça eklemindeki top (femur başı) ile yuva (asetabulum) ilişkisinin değişik derecelerde bozulmasıdır. Burada değişik derecelerde olmak üzere, top ya yuva dışındadır ya da yuva içinden belli pozisyonlarda çıkmaktadır. Bebeklerde hastalığın derecesine göre belirti ve muayene bulguları belirgin olabildiği gibi farkedilemeye de bilinir. Eskiden bütün kalça çıkıklarının doğuştan itibaren var olduğu ve zaman içinde hastalığın ilerlediği düşünülürdü. Son çalışmalar ileri yaşlarda kalça çıkığı tanısı konan çocukların bir kısmının, doğum sonrası yapılan muayene ve standart ultrasonografik tetkik ile normal bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Günümüzde kabul edilen görüş; sonuçta kalça yetersizliği ile tedavi edilen bebeklerin kalçalarında direkt çıkık ile doğmamış olabildikleri, sadece top-yuva ekleminin sabitliğini sağlayan eklem kapsülünün gevşek olabildiği ve zamanla top yuvanın birbirinden değişik derecelerde uzaklaştığı şeklindedir. Bu nedenlerle DKÇ den DDH terimine geçiş yapılmıştır.

DDH’ ta belirtiler

Özellikle yeni doğanda ve çıkık derecesi ağır olmayan çocuklarda yürüyene kadar hiç bir belirti olmayabilir. Böyle bebeklerde genellikle çocuk doktorlarının normal muayeneleri sırasında farkedilebilir. Genellikle; Bacaklarda uzunluk farkı

Kalça ve üst bacak kıvrımlarında her iki taraf arasında fark olması (cilt kıvrımı farklı bebeklerin yaklaşık % 20 sinde DDH bulunur)

Bir bacakta daha az hareket veya esneklik

Yürüme çağında “ördek yürüyüşü” denilen yanlara sendeleyerek yürüme ana belirtilerdir. Bu belirtileri olan çocuklar zaman geçirilmeden bu konuda deneyimli bir ortopediste götürülmelidir.

Kalça çıkığı nasıl fark edilir?

Kalça ekleminde uyluk kemiği başı leğen kemiğindeki asetabulum adı verilen çukurluğa yerleşmiştir. Kalça eklem yerlerinin kenarları leğen kemiği tarafından çepeçevre sarılmıştır. Bazı bebeklerde eklem yerlerindeki oyuklar ,kalça kemiklerinin yerine oturabilmesi için oldukça dardır. Dolayısıyla bunlar tamamen yerlerinin dışına otururlar.Bazı bebeklerde asetabulumdaki çukurluk femur başının yerleşmesine imkan vermeyecek kadar sığ yada dar olabilir. Dolayısıyla femur başı yada başları tamamen yerlerinin dışına otururlar. Doğumdan hemen sonra doktor bebeğin bacaklarını her yönde hareket ettirerek, eklem yerlerinin tam olarak yerine oturup oturmadığını kontrol etmelidir. Bu yöntem Barlow testi olarak adlandırılır. İçe doğru basan ayak, bir bacağın yürürken aksaması, kalça bölgesindeki derinin gerilmesi kalça çıkıklığının belirtileri arasındadır. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin kemiklerinin tam olarak yerine oturması beklenemez, 6 ay sonra yapılacak ultrasonla eklemlerin yerine tam olarak oturup oturmadığı anlaşılabilir.

Tanı

Tanı için öncelikle iyi bir muayene gerekir. Muayenesi normal olan bebeklerden risk grubu içinde olmayanlar klinik olarak ilk 3 ay her ay takip edilirler. Sonrasında doktor takibe devam edebilir veya sonlandırabilir.

Ailede kalça çıkığı olan, bacakların düz ve birbirine yapışık olarak gövdeye bitişik olduğu (breech) pozisyonunda anne karnında duran veya doğan(özellikle de ayakların omuz seviyesi üzerinde olduğu), kız bebekler, ikizler, ilk bebekler, doğuştan boyun eğriliği(torticolis)olan bebeklerde RİSK FAZLADIR. Bu nedenlerle risk grubundaki bebeklerin tamamına muayeneleri normal olsa dahi Amerikan Pediatri Akademisi ultrasonografik tarama önermektedir. Yalnız yapılacak ultrasonografinin sağlıklı olması için özel bir yöntemle ve bu konuda deneyimli kişiler tarafından yapılması çok önemlidir.

6 –8 aylarda (kalça topunda kemikleşme başlaması bebekten bebeğe değişen zamanlamalarla oluşur) direkt röntgen incelemesi yeterli bilgiyi vermektedir.

Tedavi

Erken farkına varılan kalça çıkığı kolaylıkla tedavi edilebilir. Bunun sebebi doğumdan sonraki ilk aylarda eklemlerin tam olarak yerine oturmamış ve hareketli olmasıdır. Çocuk ayakta durmaya ve yürümeye başladıktan sonra kalça çıkıklığı varsa eklemler yanlış yerde oluşmaya başlar. Bu durum daha sonraları yürürken içe doğru basmaya ve topallamaya başlar.

Tedavi şeklini yaş belirler.

Yenidoğanlar; tanı koyulur koyulmaz DDH tedavisi için geliştirilmiş özel bandajlar (pavlik bandajı gibi) kullanılır. Çift ara bezi gibi açısal kotrolü olmayan yöntemler tedaviyi geciktirme, yeterli sonuç alamama gibi riskler taşır.

1-6 aylık bebekler; Çıkığın müdahale ile veya bandaj kullanımı ile yerine yerleştirilmesi ardından bandaj uygulaması ile devam edilir. Yerine yerleşmeyen veya bandaj içinde yerinde durmayan çıkıklarda genel anestezi altında yerine yerleştime ardından alçı uygulaması yapılabilir. 6 – 12 ay; Genel anestezi ile kalça yerine konulduktan sonra kalçanın yerinde kaldığı açılara bağlı olaak bandaj veya alçı uygulanabilir.

Anesteziye rağmen kalçanın yerine girmediği vakalarda operasyon gerekliliği olabilir. Operasyon sonrası alçı uygulanır.

1 yaş sonrası; Operasyon hemen tüm vakalarda (nadiren birbuçuk yaşına kadar kapalı yöntem başarılı olabilir ) operasyon gereklidir. Yaş büyüdükçe çıkık ağırlaşacağı için operasyonların büyüklüğü artmaktadır. Operasyonlardan sonrası alçı uygulaması sona erdikten sora değişik cihazlar kullanılması gerekebilir. DDH tedavisi çocuk büyümesi bitene kadar davam eder. Kalçanın gelişiminin yetersiz olması durumunda operasyon gerekebilir.

Uygun şekil ve yaşta uygulanan bandaj ve alçılar genellikle yürümenin biraz gecikmesi dışında komplikasyona neden olmaz. Herşeye rağmen nadiren bacakta büyüme hızında farklılık, cilt problemleri olabilir. Bu problemler tedavi bittikten sonra ortadan kalkar.

Uygun tedavi edilmiş DDH'li çocuklar ileri yaşamlarında herhangi bir kısıtlama olmaksızın aktif yaşam sürebilirler.

Kalça çıkığı küçük yaşta tedavi edilmediği taktirde, 30 yaşından sonra bel ağrıları, yürüme bozuklukları (yürürken sağa veya sola yalpalamak şeklinde), omurganın statik dengesinin bozulmasıyla oluşan sırt ve bacak ağrıları gibi rahatsızlıklara neden olur. Kalça çıkıklığı bulunan kişilerde 20 li yaşların sonlarına doğru, kalça kemikleri tam yerine oturmadığı için kireçlenme olur. Tıp dilinde "Koksartroz" adı verilen bu durum yürümede aksamaya yol açar, zamanla bel ve sırt ağrıları artar. Doğuştan olan ve tedavi edilmeyen kalça çıkığı, kalça bölgesine enfeksiyon yerleşmesi, travmatik kaza sonucu kalça eklemlerinin zedelenmesiyle bu hastalık meydana gelir. Ailede akraba evliliklerine bağlı olarak koksartroz görülme olasılığı yüksektir. Tedavisi ameliyat ile mümkündür. Ancak, ameliyat esnasında hastaya takılan kalça protezlerinin ömrünün kısa olması nedeniyle (5 ile 20 yıl arasında değişebiliyor) 50 yaşından önce bu uygulamayı pek tavsiye etmiyoruz. Ne yazık ki 30 ile 50 yaş arasındaki dönemde ağrılar fizik tedavi ile azaltılmaya çalışılır. MERALGİA PARESTETİKA

Kalçanın yan tarafına ve önde kasığa doğru uzanan ve dolaştığı bölgede duyu almamızı sağlayan bir sinir vardır. Bu derinin altında yer alan yüzeysel sinirin adı lateral femoral kutenoz sinirdir. Bu sinir, kasık bağı olarak da adlandırabileceğimiz inguinal ligamentin altından geçerken bir baskı altında kalırsa, kalça yanında ve kasıktan bacakların iç tarafına doğru ara sıra yayılan bir tür yanma, aşırı duyarlılık ve kimi zaman da uyuşukluk hissi oluşabilir. Bacağını açarak arkaya attığında, uzun süre ayakta kaldığı ve yürüdüğünde hastanın ağrıları artabilir.

Bu rahatsızlık aşırı kilolu olanlarda, şeker hastalarında, hamilelerde pantolonun yada eteğin kemerinin fazla sıkı olduğu durumlarda ve sıkı korse kullanıldığında oraya çıkabilir. Kesin tanı sinir iletim testleri ile konur. Tedavide, antienflamatuar ilaçlar, kilo verme, yukarıda sözü edilen sebeplerden kaçınma önerilir ve zamanla çoğu hastada yakınmalar geçer. Geçmezse sinir çevresine kortikosteroid enjeksiyonu ile tedavi edilir.

KALÇA PROTEZİ ( Total Kalça Protezi )

Kalça protezi genelde 3 gereksinimle yapılır...

1. Kalça kireçlenmesi; Kalçadaki kireçlenmeye bağlı rahatsızlıklarınız hayat standartınızı istemediğiniz kadar düşürdüyse protez zamanınız geldi demektir. Buradan anlaşılacağı gibi ameliyat zamanlamasına doktor değil hasta karar verir. Kalça artrozu bölümüne bakınız.

2. Kalça kırıkları; Kalçanın boyun çevresi kırıklarının bir kısmı kaynama özelliğine sahip değildir. Bu nedenle kırık parçanın ameliyatla çıkarılması ve kalça fonksiyonlarının devamı için protez yapımı gerekir.

3. Avaskuler nekroz; Avaskuler nekroz ya da kısaltılmış adıyla AVN kalça ekleminin baş kısmını besleyen damar yapının bir kısmının fonksiyonunu kaybederek başın canlı bölümünün ölmesi ve sonrasında buranın çökmesidir. Uzun süreli ve/veya yüksek doz kortizon kullanımı, alkolizm gibi nedenlerle olursa da büyük kısmının nedeni bilinmemektedir. AVN nin ileri evrelerinde veya diğer tedavi yöntemlerinin yetersiz olduğunda kalça protezi ile tedavi edilir.

En sık soru protez yapım yaşı ve ne kadar ömrü olduğudur. Burada hastanın kişisel özellikleri; yaş, cinsiyet, ağırlık ve hareket seviyesi belirleyicidir. İyi ellerde yapılması şartıyla tüm hastaların %98'inde protez 10 yıl dayanır. Günümüz modern cerrahi tekniği ve protezleri ile protez ömrü 20-25 yıla çıkmıştır. 65 yaş üzeri, kadın, 70 kg altı ve az hareketli kişilerde protezin ömrün kalan kısmında idare edebileceği söylenebilir. Genel olarak kalça protezi iyi ellerde yapıldığında 20 yıl civarında tamamen ağrısız ve kalça fonksiyonlarının tam olduğu bir yaşam süresi elde edilir.

Kalça protezinin iyi ellerde yapılması kadar ameliyathane ve ameliyat sonrası bakım hizmetleride çok önemlidir. Bu operasyonun en önemli komplikasyonu % 1-2 oranında enfeksiyondur.(en iyi ameliyathane şartlarında). Enfeksiyon gelişirse ek cerrahi prosedürler gerekebilir. İyi ameliyathane şartı dendiğinde enfeksiyon kontrolü çok iyi olan, "laminar air flow" lu ameliyathaneler anlaşılmaktadır. Damar ve sinir yaralanması riski neredeyse yoktur.

Operasyonda eklemin her iki yüzeyi plastik ve metal komponentlerle değiştirilir. Konulan parçaları yerinde tutmak üzere 2 yol mevcuttur. Bunlardan biri polimetimetakrilat adı verile çimento ile tespittir. Diğeri ise özel hazırlanan ve kemiğin gelişimine uygun olarak kemikle bütünleşen parçalardan oluşan çimentosuz protezlerdir. Bazı çimentosuz implantların yüzeylerinde yeni kemik oluşumunu sağlayabilecek biolojik olarak aktif olan maddeler de bulunmaktadır . İleri yaş ve ileri osteoporozu olanlar dışında günümüzde çimentosuz protezler tercih edilmektedir. (Dizin tersine) Çimentosuz protez sonrası belli süre koltuk değneği kullanılması gerekebilir.

Bugün kalça protezlerinde büyük çoğunluğu çimentosuz veya melez (kalça yuvası kısmı çimentosuz, uyluk kemiği kısmı çimentolu) olarak yapılmaktadır. Çimentosuz protezlerde protez üzerine büyüyen kemik yapı protezi vücudun bir parçası gibi tesbit eder. Ancak bu kaynama için sağlıklı bir kemik yapısına gerek vardır.60 yaş altı ciddi bir sağlık sorunu olmayan hastalar bu grupta değerlendirilir. Genel sağlığı bozuk veya 60 yaş üzeri hastalarda protezin uyluk kemiği içine giren parçasında zaman zaman mikro bir hareket kalır ki bu diz bölgesine vuran ağrılara neden olabilir. Bu nedenle böyle hastalarda kalça komponenti çimentosuz, femoral (uyluk kemiği) komponenti çimentolu hybrid ( melez ) protezler sıklıkla kullanılır. 70 yaş üzeri, kemik erimesi fazla olan hastalarda ise tamamen çimentolu protezler kullanılabilir. Burada bahsedilen yaş sınırları mutlak değildir ve hastadan hastaya değişiklik gösterir.

Kategori: Uncategorised

Hava Durumu

Weather data OK.
Kayseri
13 °C

Haberler & Reklam

Döviz Bilgileri

- Alış 2.12 TL
- Satış 84 TL
- Alış 2.94 TL
- Satış 11 TL
TCMB Günlük Döviz Kurları
Sitene Ekle

Gelişmiş Arama


İstatistikler

OS
Linux n
PHP
5.2.17
MySQL
5.1.73-cll
Zaman
19:34
Ön bellekleme
Etkisiz Kılındı
GZIP
Etkisiz Kılındı
Ziyaretçiler
14065
Makaleler
17
Makale Görünüm Sayısı
55192

Şuan Çevrim İçi Üyeler

4 ziyaretçi ve bir üye çevrimiçi